BAŞLIK: Galatasaray'ın Osimhen Bağımlılığı Üst düzey bir futbolcu olan Victor Osimhen, Galatasaray için kuşkusuz büyük bir koz. Ancak ne yazık ki, Osimhen olmadığında Galatasaray'ın ritmi bozuluyor. Burada, diğer oyuncuların katkılarını küçümsemek gibi bir amaç gütmem.

Ancak bir gerçeği kabul etmeliyiz ki, Osimhensiz bir Galatasaray biraz eksik kalıyor. Osimhen'in, ağır bir yükümlülükle kadroya katıldığını ve hiç kuşku yok ki, ligimizde yıldız bir oyuncu olduğunu inkâr etmek saçmalık olacaktır. Fakat, Osimhen'in yokluğunda veya düşük performans gösterdiği dönemlerde tüm stratejiyi Osimhen'in varlığına endekslemenin yanlışlığını da vurgulamak zorundayım.

Şimdi, Osimhen yoksa, alternatif olarak İcardi devreye girer mi?Üstelik, İcardi'nin şimdiki durumuyla, bu gerçekten mümkün mü?İcardi sanki futbolu tamamen terk etmiş gibi, üstüne üstlük 10 günlük bir izin alıyor!

Bu durumu kabul edenler kadar, İcardi'nin bu durumunu göz ardı edenler de suçlu değil mi?Ya da, İcardi'nin durumunu göz önünde bulundurarak, üçüncü bir alternatif forvetin devreye girmesi gerekmez miydi?Galatasaray'ın, İcardi'den aldığı katkıları hiçbir zaman yadsıyamam.

Ancak, mevcut durumu hiç de kabul edilebilir değil. Ona pas veremeyen takım arkadaşlarını mı suçlayalım, yoksa uygun pozisyon yaratmak için top alamayan İcardi'yi mi?Bu konu, tartışmaya açık bir durumdur.

Sonuç olarak, Galatasaray'ın kalan maçlarda kesinlikle alternatif stratejiler geliştirmesi gerekiyor. Hatta, Barış'ıdaha ileriye atıp, geçiş oyunu oynatmayı bile düşünebilirler. Çünkü önümüzdeki maçlarda asıl önemli olan, oynadığınız oyunun kalitesinden çok, sonuç alabilme yeteneği olacaktır.

Beşiktaş ile oynanan derbi maçta, Fenerbahçe, ilk yarıda kötü bir performans gösterse de ikinci yarıda oldukça etkin ve üretken oldu. Aslında, her iki takım da bireysel hataların sonucunda geçiş hücumlarına dayalı sonuçlar elde etmeye çalıştı. Ancak, set oyununa uygun bir strateji izlenmedi.

Fenerbahçe'nin tamamen geçiş oyununa yönelik bir kadro kurması, Beşiktaş'ın top kayıplarını Fenerbahçe için bir avantaja dönüştürdü. Kendi evinizde derbi maçta üç tane bire bir pozisyon yakalamak oldukça ilginç bir durumdu. Ancak, daha da ilginç olan, bu fırsatları cömertçe harcamaları oldu.

Nene'nin temel oyun bilgisi zayıfken, Sıddıki Cherif oldukça yeşil bir forvet. Fenerbahçe'yi böyle bir saldırı hattına mahkum ettiği için Saran yönetimini suçlamaktan başka bir şey gelmiyor elden!Tedesco hakkında söyleyebileceğim bir şey varsa, oda oldukça gergin olduğuydu.

Belki de Kerem'idaha önce oyuna sokabilirdi. Musaba'ya gereğinden fazla sabırlı davrandı ve Talisca'yı erken çıkardı. Ancak, penaltı onun yardımına koştu.

Aslında penaltı kararını savunuyorum. Savunmacının ilk değil, ikinci hamlesi içeride. Nene'nin devam etme şansını engelliyor.

Topa dokunmuş olmak, hücumcunun ikinci bir şansını engelleme hakkı vermez. Son olarak, statlarda yanıp sönen ışıklar konusuna değinmek istiyorum. Maçlardan önce tribün ışıklarını yakıp söndürerek gösteri yapmak yeni bir moda gibi görünüyor.

Ancak bu, hem gözleri yoruyor, hem de disko atmosferi yaratarak futbol deneyimini azaltıyor. Üstelik, yanıp sönen ışıklar epilepsi rahatsızlığını tetikleyebilir. Bu konuda bir doktor olmasam da, konunun uzmanlarına danışılması gerektiğini düşünüyorum.

Özellikle de stadyumda ya da TV ekranı başında olan kişilerin sağlığı söz konusu olduğunda!